CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer: “Yüksek hızlı tren diye biniyoruz, 70 kilometre hızla gidiyoruz”

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM KİT Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, TCDD'nin komisyon görüşmelerinde Ankara-İstanbul Yüksek Hızlı Tren hattının Avrupa Birliği kriterlerine uygunluğunu, Antalya'ya demiryolu yapılmasını, Haydarpaşa-Sirkeci arasında turizm amaçlı tren ulaşımını ve demiryolu çalışanlarının sorunlarını gündeme taşıdı. Gürer, personel sayısındaki düşüşten taşeron çalışmaya, kapatılan istasyonlardan satılan taşınmazlara kadar çok sayıda konuda açıklama istedi.

Kasım 5, 2026 - 08:51
 0  1
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer: “Yüksek hızlı tren diye biniyoruz, 70 kilometre hızla gidiyoruz”

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT) Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryollarının (TCDD) KİT Komisyonu görüşmelerinde demiryolu ulaşımının mevcut durumunu, yüksek hızlı tren hatlarını, yeni demiryolu yatırımlarını, personel eksikliğini, taşeron çalışmayı ve kurumun taşınmazlarına ilişkin uygulamaları gündeme getirdi.

Demiryollarının kamu hizmeti anlayışıyla geliştirilmesi gerektiğini vurgulayan Gürer, “Devlet Demiryolları gelişmeli, taşımacılıkta fonksiyonel ve varlığı daha artmalı, zararlı ya da kârlı bir kuruluş olması değil, başa baş noktasında olmasını önemsiyoruz.” dedi.

“DEMİRYOLLARININ KENDİNE ÖZGÜ BİR DOKUSU VARDI”

Cumhuriyet'in ilk yıllarında demiryollarına yapılan yatırımların önemine değinen Gürer, demiryollarının Anadolu'daki toplumsal yaşamda da önemli bir yer tuttuğunu belirtti.

Gürer, “Gelişmesi çok önemli. Bu konuda Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında yapılan katkı, emek ve bu işe yapılan yatırımlar için başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere o dönemin tüm idarecilerini saygıyla, rahmetle anıyorum. Demiryolculuğunun kendine özgü bir dokusu vardı. Anadolu illerinde farklı anlamda kamu içinde bir yer tutardı, bayram törenlerine bile katılırdı. Tabii, oradan buraya geldik. Şimdi kim, nedir, tanımakta zorluk çekiyoruz. Kıyafetleriyle, sorumluluklarıyla yapı oldukça değişti.” ifadelerini kullandı.

“YÜKSEK HIZLI TREN 70 KİLOMETRE HIZA DÜŞER Mİ?”

Ankara-İstanbul Yüksek Hızlı Tren hattındaki hız düşüşlerini gündeme taşıyan Gürer, hattın İstanbul bölümünde konvansiyonel demiryoluyla ortak kullanım nedeniyle Avrupa Birliği tarafından Türkiye'ye uyarı yapıldığı yönündeki ifadelerin doğru olup olmadığını sordu.

Özellikle Arifiye bölgesinde tren hızının 70 kilometreye kadar düşmesine dikkat çeken Gürer, “Yüksek hızlı tren diye biniyoruz, oraya geliyoruz, 70 kilometre hızla gidiyoruz. İstanbul'a gidişte demiryolunu kullanmaya çalışıyorum. Yüksek Hızlı Tren hızı 70 kilometreye kadar düşer mi? Burada bir tünel yapımı vardı. Kaç yıldır ne oldu? Bu konuda gerekli düzenlemelerin yapılması önemlidir.” diye konuştu.

Gürer, Ankara-İstanbul hattındaki mevcut altyapının yüksek hızlı tren standartları bakımından değerlendirilmesini ve devam eden çalışmalar hakkında bilgi verilmesini istedi.

“YÜKSEK HIZLI TRENDE İKRAM KALİTESİ ARTIRILMALI”

Yüksek hızlı trenlerde yolculara sunulan ikram hizmetlerini de değerlendiren Gürer, özellikle farklı bilet ücretleriyle seyahat eden yolcuların beklentilerine dikkat çekti.

Gürer, “Bu yıl yüksek hızlı trende ikramlar değişti. Tren yolcuları o ikramların kalite seviyesinin biraz daha yükseltilmesi gerektiğini ifade ediyorlar. Özellikle bilet farkı olan yerde sunulan ikramların sıradanlığını aşarsak doğru olacağını düşünüyorum.” dedi.

“ANTALYA-İSTANBUL VE ANTALYA-ANKARA DEMİRYOLU DÜŞÜNÜLÜYOR MU?”

Türkiye'de ulaşım yatırımlarının uzun vadeli planlamayla ele alınması gerektiğini belirten Gürer, tarımsal ürünlerin taşınmasında artan maliyetlere işaret etti.

Demiryolu taşımacılığının gıda fiyatları üzerindeki nakliye maliyetlerini azaltabileceğini ifade eden Gürer, Antalya'nın büyük kentlerle doğrudan demiryolu bağlantısına sahip olmasının önemini vurguladı.

Gürer, “Türkiye'de planlama çok dikkate alınmıyor. Örneğin akaryakıt zamlarının çok hesaplanmadığından olacak, büyük kent çevresindeki tarımsal alanların yok edilmesinden dolayı farklı ürünlerin, gıdaların farklı illerden taşınması önemli bir maliyet hâline geldi.” ifadelerini kullandı.

Antalya'dan İstanbul, Ankara ve Mersin'e uzanacak demiryolu bağlantılarının geçmişte yapılmış olması durumunda taşımacılık maliyetlerinin daha düşük olabileceğini savunan Gürer, şöyle devam etti:

“Örneğin zamanında Antalya-İstanbul, Antalya-Ankara, Mersin direkt hat biçiminde demiryolu sistemi geliştirilmiş olsaydı bugün bu nakliyenin gıda fiyatına etkisi konusunu daha az konuşurduk, daha uygun fiyatla taşıma sağlanırdı. Önümüzdeki süreçte Antalya'dan bu yönde bir demiryolu düşünülüyor mu?”

“2002 YILINDAN SONRA KAÇ İSTASYON KAPATILDI?”

TCDD'nin geçmişten bugüne geçirdiği yapısal değişikliklere ilişkin sorular yönelten Gürer, 2002 yılından itibaren kapatılan istasyonların, iptal edilen durakların ve yıkılan lojmanların sayısının açıklanmasını istedi.

Gürer, “Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryollarının 2002 yılından sonra kaç istasyonu kapatıldı, kaç durağı iptal edildi, kaç lojmanı yıkıldı, kaç lojmanı kiraya verildi? 2002 yılından sonra gar müdürü, ambar müdürü, hareket memuru, kısım şefi kadrosunun ne kadarı iptal edildi?” diye sordu.

Kurumun iştirakleri ve şehirler arası yolcu taşımacılığındaki değişimleri de gündeme getiren Gürer, “TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğünün iştiraki olduğu kaç şirket şu anda mevcut? 2002 yılından beri işletilen, kaldırılan günlük şehirler arası yolcu tren sayısı kaçtır, kaç sefer kaldırılmıştır? Son yirmi yılda Devlet Demiryollarına ait kaç tane lojman yıkıldı?” sorularını yöneltti.

“HAYDARPAŞA VE SİRKECİ TURİZM AMAÇLI TREN ULAŞIMINA AÇILMALI”

İstanbul'un tarihî demiryolu mirasının korunarak turizm amaçlı değerlendirilmesini öneren Gürer, Haydarpaşa ve Sirkeci istasyonları arasında nostaljik tren ulaşımı oluşturulabileceğini belirtti.

Haydarpaşa Garı'nın tarihî ve kültürel değerine dikkat çeken Gürer, “Haydarpaşa İstasyonu ve çevresi nostaljik bir doku. Dünyanın her yerinde bu tür yerler korunuyor ve nostaljik de olsa kullanım alanı olarak devam ediyor.” dedi.

Boğaz geçişinde geçmişte kullanılan ulaşım yöntemlerinden yararlanılabileceğini belirten Gürer, önerisini şu sözlerle açıkladı:

“Artık yer altından Boğaz tünelle geçiliyor ama yine bir trenin deniz bağlantılı günde iki kere o güzergâh üzerinden Sirkeci'ye taşınması deniz yoluyla sağlanıp, tıpkı Kars'a kadar ulaşan nostaljik trenimiz gibi Haydarpaşa üzerinden Sirkeci'ye böyle bir hatla, eskiden motorlu trenin olduğu dönemdeki gibi bir tren formatıyla turizm açısından da düşünülebilir.”

“RAYLI SİSTEM MEZUNLARINA YETERLİ KONTENJAN AYRILIYOR MU?”

Üniversitelerin raylı sistemler bölümlerinden mezun olan gençlerin istihdam olanaklarını gündeme taşıyan Gürer, TCDD bünyesindeki personel planlamasını sordu.

Gürer, “Ülke genelinde çeşitli üniversitelerde raylı sistemler bölümü var, beş dalda mezun da veriyorlar. Tek başvuru yapabilecekleri kurum Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları. Bunların mezuniyet sonrası kurumda çalışmalarını sağlamak için yeterli kontenjan ayrılıyor mu? 2027 yılında ne kadar personel alımı yapılacak?” ifadelerini kullandı.

Demiryolu çalışanlarının özlük haklarının iyileştirilmesi gerektiğini de belirten Gürer, TCDD Taşımacılık AŞ bünyesinde çalışan konvansiyonel makinistlerin durumuna dikkat çekti.

Gürer, “Kurum çalışanlarının özlük haklarının iyileştirilmesi ve yüksek hızlı tren dâhil tüm çalışanların kadrolu, kurum kadrosuna alınmış veya özlük hakları iyileştirilmiş bir seviyeye çıkarılmasına yönelik çalışma var mı? Taşımacılık AŞ bünyesinde çalışan konvansiyonel makinistlerin çalışma koşulları farklılık gösteriyordu. Aynı işi yapan ama diğer trenlerde görev yapanlara göre hakları daha sınırlı olan bu arkadaşlarımız için bir düzenlemeye gidildi mi?” diye sordu.

“PERSONEL SAYISINDA 10 BİNE YAKIN GERİLEME VAR”

TCDD ve TCDD Taşımacılık AŞ bünyesindeki personel sayılarına ilişkin farklı verilerin açıklığa kavuşturulmasını isteyen Gürer, daha önce bildirilen 41 bin 287 çalışan sayısıyla görüşmelerde verilen yaklaşık 32 bin kişilik sayı arasındaki farkı gündeme getirdi.

Gürer, “TCDD İşletmesi Genel Müdürlüğü ile TCDD Taşımacılık AŞ Genel Müdürü kadrolu, sözleşmeli, daimî işçi, geçici işçi ve firma elemanı toplam 41.287 personel çalıştığı, her iki kuruluşta toplam 630 personelin yüksek lisans mezunu olduğu ifadesi Bakan Bey tarafından iletilmişti. Sizin verdiğiniz rakam 32 bin. Bu durumda bu tanımladıklarımın içinde mi değişiklik oldu? 10 bine yakın bir personel gerilemesi var. Mevcut durumda personel sayısındaki bu azalma nereden kaynaklanıyor?” ifadelerini kullandı.

“TAŞERON ÇALIŞMA MODERN BİR KÖLELİKTİR”

Demiryollarında hizmet alımı ve taşeron uygulamalarının devam ettiğini belirten Gürer, çalışanların kadroya geçirilmesi gerektiğini savundu.

Gürer, “Yüksek hızlı tren dâhil çoğu yerde hâlâ hizmet alım sözleşmesi ve taşeron uygulamasıyla çalıştırılanlar var. Cumhurbaşkanının dönem dönem çıkardığı genelgelerde bunların kadroya alınması söyleniyor ama bugüne kadar kadroya alındığına dair hiçbir kamu kuruluşunda görmedik.” dedi.

Taşeron çalışma sistemine karşı olduğunu vurgulayan Gürer, “Taşeron çalışma bitmeli. Her yerde ifade ediyorum, taşeron çalışma modern bir köleliktir. Oradaki çalışan insanların haklarının korunması gerektiğini düşünüyorum.” diye konuştu.

“MAKİNİSTLERİN ÇALIŞMA KOŞULLARI İYİLEŞTİRİLDİ Mİ?”

Yük ve yolcu taşımacılığında kullanılan bazı lokomotiflerin makinist kabinlerinde yaşanan fiziksel koşulları gündeme getiren Gürer, 22000, 24000 ve 33000 serisi lokomotiflerdeki izolasyon sorunlarının giderilip giderilmediğini sordu.

Gürer, “Yük taşımacılığı ve bazı ana hat yolcu ekspreslerinde bulunan 22000, 24000 ve 33000 serisi lokomotiflerin makinist kabinlerinde yaşanan izolasyon sorunları vardı. Bunlar giderildi mi? Kış aylarında ısınma, yaz aylarında aşırı sıcaklık problemleri yaşayan makinistlerin çalışma koşullarının iyileştirilmesine yönelik bir düzenleme yapıldı mı?” ifadelerini kullandı.

Makinistlere görev tanımları dışında sorumluluklar verildiğini belirten Gürer, “Makinistlerin kendi görev tanımları dışında tren şefliği ve revizörü olmayan yerlerde revizörlük görevleri yaptırılıyordu. Bunlar ortadan kaldırıldı mı? Asıl görevi trenin seyrüseferini sağlamak olan makinistlere ekstra iş yükü verilmesi söz konusu. Bunlara ekonomik iyileştirme yaratıldı mı?” diye sordu.

Özel sektör ile kamu bünyesinde çalışan makinistlerin ücret ve özlük hakları arasındaki farklılıkları da gündeme taşıyan Gürer, “Makinistlerin hak edişleri demiryolu taşımacılığı yapan özel şirketlerin çok altında kalıyor. Bunların mağduriyetinin oluşmasının önlenmesi için bir çalışma mevcut mu?” dedi.

“8 SAATLİK ÇALIŞMA SÜRESİ 11 SAATE Mİ ÇIKARILDI?”

Konvansiyonel makinistlerin çalışma sürelerine ilişkin iddiaların açıklığa kavuşturulmasını isteyen Gürer, mesai saatleri ve dönüş sürelerinin çalışanlar üzerindeki etkisine dikkat çekti.

Gürer, “Konvansiyonel makinistlerin çalışma süreleri sekiz saatken 11 saat uygulandığı konusu var. 11 saatin sonunda da dönüşleriyle birlikte kendi alanlarına 12 saat yapıyordu. Bu düzenlendi mi?” sorusunu yöneltti.

“101 AKTİF İŞ YERİNDE PERSONEL AÇIĞI VAR MI?”

TCDD Taşımacılık AŞ bünyesindeki lojistik birimlerinde çalışan personelin iş yükünü de değerlendiren Gürer, Türkiye genelindeki 64 lojistik şefliği ve 37 lojistik müdürlüğünde yürütülen faaliyetlere dikkat çekti.

Gürer, “Türkiye genelinde 64 lojistik şeflik ve 37 lojistik müdürlüğüyle çalışmaya devam eden Taşımacılık AŞ Genel Müdürlüğünün toplamda 101 aktif iş yerinde milyonlarca ton yük taşımacılığına ilişkin planlama, koordinasyon, mevzuata uygunluk, güvenli taşıma kontrolü ve ticaret süreçlerinin tümü lojistik şefler ve memurları tarafından yürütülmektedir.” dedi.

Lojistik personelinin sorumluluklarına karşılık yeterli sayıda çalışan bulunup bulunmadığını soran Gürer, “Bu kapsamda mevcut iş yüküne karşılık personel açığı bulunmakta mıdır? Bununla ilgili 2027 yılı için bir çalışmanız mevcut mudur?” ifadelerini kullandı.

“DEMİRYOLU HASTANELERİNİN ARAZİLERİ SATILDI MI?”

Geçmişte demiryolu çalışanlarına ve vatandaşlara hizmet veren hastanelerin kapatılmasını gündeme taşıyan Gürer, Etimesgut, Eskişehir ve İstanbul'daki demiryolu hastanelerinin taşınmazlarının mevcut durumunun açıklanmasını istedi.

Gürer, “Devlet Demiryollarında hastanelerimiz vardı, Etimesgut'ta, Eskişehir'de, İstanbul'da. Bunlar gerçekten hizmet bakımından çok yararlı hastanelerdi. Bunların hepsi kapandı. Bunların arazisi satıldı mı, ne oldu, niye o hâle geldi, ihtiyaç mı kalmadı? Bunları da sorgulamakta fayda var.” diye konuştu.

“NİĞDE BOR'DAKİ ARAZİYİ TCDD Mİ SATTI, TMO MU?”

TCDD'ye ait taşınmazların satışına ilişkin uygulamaları da sorgulayan Gürer, Niğde'nin Bor ilçesindeki bir arazi üzerinden kurumlar arasındaki mülkiyet ve satış sorumluluğunun açıklığa kavuşturulmasını istedi.

Gürer, “Devlet Demiryollarının arazilerinin satışı devam ediyor mu? TMO Genel Müdürü buradayken Niğde'de Bor'da Devlet Demiryollarına ait olduğunu söylediği araziyi biz ofis olarak biliyorduk. Ofise ait bir araziydi. Orada özel sektör, binalar yükseliyor, satmışlar, diğer depolar boşta duruyor.” ifadelerini kullandı.

Söz konusu taşınmazın hangi kurum tarafından satıldığının belirlenmesi gerektiğini vurgulayan Gürer, “Bu arazilerin satışı için 'TMO bizimle ilgisi yok' dedi. Devlet Demiryolları mı satıyor yoksa TMO kendi sattığını Devlet Demiryollarına mı yüklüyor? Buna da açıklık kazandırmakta yarar var.” dedi.

“DEMİRYOLLARI ŞİRKETLEŞME VE SERBESTLEŞMEDEN KURTULMALI”

Demiryolu taşımacılığının toplumun her kesiminin erişebileceği bir kamu hizmeti olması gerektiğini belirten Gürer, yüksek hızlı tren bilet fiyatlarındaki artışlara da dikkat çekti.

Gürer, “Devlet Demiryolları gelişmeli, taşımacılıkta fonksiyonel ve varlığı daha artmalı, kârlı bir kuruluş olması değil, başa baş noktasında olmasını önemsiyoruz. Herkesin binebileceği bir noktada yüksek hızlı tren olmalı. Son dönemlerde biletlerde çok ciddi bir artış var, ona rağmen zararından söz ediliyor. Oysa bölümler arasında fiyat farkı da önemli.” ifadelerini kullandı.

Demiryolu ağının genişletilmesi, mevcut hatların iyileştirilmesi ve istasyon sayısının artırılması gerektiğini vurgulayan Gürer, “Demiryollarının gelişmesini, büyümesini, sorunlardan arınmasını, yeterli desteğin verilmesini, kamucu bir yaklaşımla olaylara bakılmasını, şirketleşme ve serbestleşmeden kurtulmasını ve yalnızca kamuya ait bir kuruluş olarak hizmetlerini sürdürmesini, her bölgede tren yollarını geliştirerek daha çok tren istasyonunun ve varlığının sağlanmasını diliyorum.” sözleriyle değerlendirmesini tamamladı.

Tepkiniz Nedir?

Beğen Beğen 0
Beğenmiyorum Beğenmiyorum 0
Aşk Aşk 0
Komik Komik 0
Öfkeli Öfkeli 0
Üzgün Üzgün 0
Vay Vay 0